Skip links

Function Training

Fonksiyonel Antrenman. Fitness terimlerinin en tuhafları arasında yer alıyor. Fakat eğitmenler “fonksiyonel” eğitim dedikleri zaman ne demek istiyorlar? Zaten tüm antrenmanlar bir çeşit fonksiyon gerçekleştirmiyor mu? Tek kelimeyle evet. Ancak, kondisyonunuzu geliştirmeye yönelik fonksiyonel eğitim, bundan biraz daha nüanslıdır.

Kısaca, fonksiyonel antrenman, spor salonunun ötesine geçip güç, dayanıklılık ve hareketlilik oluşturmanıza yardımcı olur. Bu “gerçek dünya” fitnesıdır.

Fonksiyonel antrenman fizik tedavi kökenlidir; günümüzde daha yaygın olarak bilinen fonksiyonel antrenman, Birinci Dünya Savaşı’ndan dönen askerlerin, yürümek, eğilme, oturma ve ayakta durma gibi temel günlük işlevlerini etkileyen yaralanmalarının rehabilitasyonunda ortaya çıkmıştır. Aldıkları fizik tedavi, diğer şeylerin yanı sıra, neredeyse tüm hareketler için gerekli olan temel güç ve hareketliliğin önemini ortaya çıkardı.

Yıllar içinde, vücut geliştirme, güçlendirme ve diğer fitness disiplinleri, gerçek yaşam hareketlerini geliştirmek yerine, kaslı fizikleri yaratma hedefine yöneltmiştir. Ancak modern fitness ideolojisi, izole (tek-kas grubu) egzersizleri yerine bileşik (çok eklemli) hareketlere odaklanarak bakış açısını yenilemiştir. Bunu yaparken, egzersiz ekipman skalasını, boru, battling halatları, kum torbaları, kettlebell gibi görece olarak yeni ekipmanlar ile tıp topları, barbel, ve dambıl gibi geleneksel araraçları da kapsayacak şekilde genişletti.

Fonksiyonel eğitim kaslara değil hareketlere odaklanır

Çoğu tipik spor rutini ile fonksiyonel eğitim perspektifi temelde iki fark söz konusudur. Birincisi, geleneksek fitness sisteminde, günlük hayatımızda yaptığımız gibi hareket kalıpları (örneğin, itme, çekme, kaldırma, adımlama, yürüme, emekleme, zıplama, çömelme) yerine bireysel kas gruplarının (biseps, pecs, dörtlü, hamstrings vb.) çalıştırılması sağlanmaktadır. İkincisi de, geleneksel spor hareketleri genel olarak tek bir hareket düzleminde gerçekleştirilirler: ileri ve geri hareketleri içeren  sagital hareketler ve squat, biseps curl ve hatta koşma gibi klasik egzersizler.

İşte önemli nokta budur: İnsan hareketinde bir kerede sadece bir kas grubu çalışmaz ve kesinlikle bir hareket düzlemi ile sınırlı değildir. Gerçekten de doğal insan hareketi üç hareket düzleminde ortaya çıkar: daha önce belirtilen sagital, ön (yan-yana) ve çaprazlama (dönme).

Etkili bir fonksiyonel eğitim programında aynı zamanda makineler üzerinde serbest ağırlıklar tercih edilir. Geniş yelpaze hareket aralıklarıyla çalışma kaslarına odaklanır ve birçok instabilite çalışması içerir.

Fonksiyonel eğitim tek taraflı hareketi vurgular

Bosu topları 90’ların sonlarında ortaya çıktığında, fonksiyonel eğitim için hemen gerekli araçlardan biri haline geldi. Düşünce, sabit olmayan bir yüzey üzerinde yapılan squat ve pres benzeri hareketlerin (Bosu topu, yalpalama tahtası, denge diski veya benzeri bir cihaz da olabilir) daha fazla stabilite ve denge oluşturacağı yönündeydi. Ve bu düşünce bir dereceye kadar da doğruydu.

Sabit olmayan yüzeylerde yapılan denge eğitiminin, sadece sabit olmayan yüzeylerde stabilite ve dengeyi geliştirdiğini biliyoruz. Yani sörfçü veya yelkenli yarışçısıysanız, Bosu topu ile squata devam edebilirsiniz, doğru yoldasınız. Ancak gerçek dünyada dengesini ve stabilitesini arttırmak isteyen herkesin, en az bir ayağını sağlam bir zeminde tutması daha iyi bir yoldur. Bu bizi tek taraflı (tek ekstremite) eğitime, fonksiyonel eğitimin temel taşlarına getiriyor. Eğer şimdiye kadar, bölünmüş Bulgar squatı, single-leg straight-leg deadlift, single-arm bent over row yaptıysanız tek taraflı (unilateral) eğitim yapmışsınız demektir. Tam tersi olarak çift taraflı (bilateral) eğitim kapsamına, 2 kol veya 2 bacak ile yapılan, biseps curl, bench pres veya back squat gibi hareketleri koyabiliriz.